Dissosiyatif Bozukluk Nedir?

Dissosiyatif Bozukluk Nedir?

Dissosiyatif Bozukluk Nedir? | Türkiye’nin Afiyet Haber Portalı – Psikoloji, Depresyon, Ruh Sağlığı, Perhiz, Panik Hücum, Alzheimer, Parkinson, Hiperaktivite

Öğr. Gör. Dr. Aslıhan Sayın / G.Ü.T.F. 5.sınıf ders notları

Genel tanımlama:

Bu gruptaki hastalıkların psikopatolojisindeki teme düzenek dissosiyasyondur. Dissosiyasyon; kimlik, hafıza, algı ve çevre ile ilgili duyumlar gibi normalde bir bütün halinde çalışan işlevlerin bütünlüğünün bozulmasıdır. Diğer bir niteliği de, davranışların bireyin alışılagelmiş tutum biçiminden ayrılarak bağımsız bir şekilde kimsesiz işlev görmesidir.

Dissosiyasyon genelde travmaya aleyhinde bir savunma düzeneği olarak ortaya çıkar. Travma karşında oluşan dissosiyasyon iki işlevi yerine getirir: travmadan kaçmayı sağlarken, aynı zamanda, yaşamın geri kalan bölümünde travmanın yer etmesindeki gerekli işleyişi de geciktirir.

Beş daha aşağı tipi vardır:

–         Dissosiyatif hafıza kaybı

–         Dissosiyatif kimlik bozukluğu

–         Dissosiyatif füg

–         Depresonalizasyon bozukluğu

–         Diğer türlü adlandırılamayan dissosiyatif bozukluk

DİSSOSİYATİF UNUTKANLIK

Anahtar semptom; genelde travmatik olan veya yoğun strese niçin olan manâlı bireysel bilgilerin, sıradan bir unutkanlıkla ya da organik bir durumla açıklanamayacak bir biçimde hatırlanmamasıdır. Bu semptom dışında hastalar tamamıyla sağlıklı görünürler ve yerinde işlevsellik gösterirler.

En sık rastlanan dissosiyatif bozukluktur. Kadınlarda daha sık görülür. Çoğunlukla stresli ve travmatik olaylara eşlik eder. Dört daha aşağı tipi vardır:

–  Sınırlı bellek yitimi: En sık rastlanan tiptir. Birkaç saat-birkaç gün gibi kısa süreli olaylarla sınırlı bir bellek kaybı vardır.

–  Yaygın unutkanlık: Bütün hayat olayları ile ilgili hafıza kaybı vardır.

–   Seçici amnezi: Sadece bazı olayların, veya bazı kişilerin hatırlanmadığı bir şart söz konusudur.

–   Aralıksız unutkanlık: Olaylar yaşanmasının hemencecik gerisinde unutulur (anterograd unutkanlık). Bu Nedenle yeni anılar oluşturulamaz. Bir başlangıcı vardır. Başlangıcından yer alan ana kadar her şey unutulmuştur.

Hastanın üstesinden gelemediği (cinsel ya da agresif) bir dürtünün düş edilmesi ya da reel bir şekilde dışa vurulması hızlandırıcı bir faktör olabilir. Hastalar genellikle belleklerini kaybettiklerinin farkındadırlar. Bir Takım hastalar bellek yitimi konusunda endişelidirler, bazıları etkilenmez ve kayıtsız görünürler.

Kullanılan savunma mekanizmaları çöküntü ve yadsımadır. Çöküntü ile benlik göre kabul edilemeyen veya benliği fazla derecede rahatsız eden dürtüler bilinç kadar bloke edilir. Yadsıma ile dış gerçekliğin bir takım yönleri bilinç kadar görmezden gelinir.

Ayırıcı tanıda organik etiyoloji (mesela; kafa travması, geçici bütün bellek yitimi) ardından hafıza kaybı, demans ve yapay bozukluk akla gelmelidir.

Belirtiler genelde birden bire sonlanır ve eksik sayıda yinelemelerle birlikte iyileşme tamdır. İkincil kazançlar varsa şart daha uzun sürebilir.

Tedavide iv verilen tiyopental ve amobarbitulat gibi kısa etkili barbitulat ve benzodiazepinler hastaların unuttukları anıları anımsamalarında asistan olabilir. Hipnoz kullanılabilir. Yitirilmiş anılar bir kere geri gelince, psikoterapi hastaların bilinçli durumlarıyla hatıralarını birleştirmede muavin olabilir.

DİSSOSİYATİF FÜG

Başlıca semptom, kişinin geçmişini ve önemli kimlik bilgilerini (mesela; ad, aile) unutup, evinden ya da alışageldiği ortamdan ayrılmasıdır. Kısmen ya da adamakıllı yeni bir kimliğe bürünür.

Oldukça nadir görülen bir durumdur. En sık savaş esnasında, doğal afetlerden daha sonra veya yoğun bir iç çatışmadan sonradan (örneğin; evlilik dışı bir ilişki) orataya çıkar. Alkol ya da madde kullanımı, epilepsi, travma öyküsü, buhran, bazı şahsiyet bozuklukları (sınırda, histrionik, şizoid) yatkınlaştırıcı etkenlerdir.

Klinik olarak amnestik durumlarının haberdar değildirler. Önceki kimliklerine döndüklerinde, füg başlangıcındaki zamanı hatırlayabilirler, fakat füg sırasında yaptıklarını hatırlamazlar. Yetişkinlik saatler ya da günler sürer. Nadir olgularda aylar boyu sürebilir, tam bir yeni kimlik geliştirmiş ve karmaşık ilişkilere girmiş olabilirler.

Organik ruhsal bozukluklar, dissosiyatif unutkanlık, suni bozukluk ve temporal lob epilepsiden ayırıcı tanısı yapılmalıdır.

İyileşme genelde kendiliğinden, çabuk ve tamdır. Yinelemeler nadirdir.

DİSSOSİYATİF KİMLİK BOZUKLUĞU (ÇOĞUL ŞAHSIYET)

İki ya da daha artı birbirinden öbür kimlik ve kişiliğin (alter kimlikler) aynı kişide bulunması ve bu ayrı kişiliklerin birbirinden farklı tutum, ilişki kurma biçimi ve tutumlar içine girmesi ile karakterizedir. Bu kimliklerden veya şahsiyet durumlarından minimum ikisi kişinin davranışlarını ara sıra yoklama aşağı miktar. Şahsiyet sayısı başlıca 5-10 arasındadır. Bir kişilikten diğerine geçiş ani ve dramatiktir. Hasta çoğunlukla öteki kişiliğe ve onun baskınlığı esnasında yaşadığı olaylara amnestiktir.

%90-100 ’ü kadındır. Geç ergenlik ve genç yetişkin dönemlerde başlar. Psikiyatrik benzer tanılar sıktır. 2/3 ’ü intihar girişiminde bulunur. Travmatik çocukluk çağı öyküsü (maddi ve/ya da cinsel istismar) sıklıkla bulunur. Bu bozukluğu geliştirmeye akım ayrıca psikolojik hem de biyolojik olarak bulunabilir. Bu kişilerde EEG anormalliklerine ve hipnoz edilmeye yatkınlığa sık rastlanır.

Ayırıcı tanıda hudut kişilik bozukluğu, çabuk döngülü bipolar bozukluk, şizofreni ve karışık parsiyel nöbetler akla gelmelidir. Prognoz açısından dissosiyatif bozuklukların en kötüsüdür, başlıca kronik seyreder ve iyileşme tam değildir.

Tedavi amaçlı psikoterapide başta bambaşka kimlikleri ayrı ayrı tanımaya kastetmek, benlik güçlerini ölçmek, travmanın üstünde durmak ve en son aşamada kimliklerin birleştirilmesini temin etmek gerekir. Bir Takım olgular hipnozdan faydalanabilir. Eşlik eden belirtilere yerinde hap seçilmelidir. genellikle hastaneye yatırılmaları gerekmez. Ancak intihar düşünceleri ve eylemleri, kendini yaralama, anksiyete, buhran ve saldırganlık olasılığı varsa yatırılmaları gerekir.

DEPERSONALİZASYON BOZUKLUĞU

Kişinin kendi realite duygusundan veya bedeninden ayrıldığı hissinin olduğu, veya güya bunları dışardan bir gözlemci gibi izlediği hissinin yaşadığı, aralıksız ya da yineleyen yaşantıların olduğu bir bozukluktur. Bu yaşantısı sırasında kişinin gerçeği değerlendirmesi bozulmaz.

Genel toplumun takriben %70 ’inde depersonalizasyon izole bir fenomen olarak görülebilir. Bu tanıyı koymak için belirtilerin yinelemesi ve klinik açıdan belirgin bir strese veya toplumsal, mesleki işlevsellikte azalmaya neden olması gerekir. Anksiyete bozuklukları (örneğin; panik hücum sırasında), depresyon ve şizofrenide depersonalizasyon bir belirti olarak bulunabilir.

Ayırıcı tanıda epilepsi ve beyin tümörü mutlaka dışlanmalıdır. Çoğunda semptom yoğunluğu herhangi bir önemli dalgalanma olmaksızın, değişmez bir seyir izler. Çare ile ilgili bilgiler yetersizdir. Destekleyici ve iç görü yönelimli psikoterapi önerilir. Eşlik eden belirtilere yönelik hap verilebilir.

KAYNAKLAR

1-      1- Yüksel N (2006). Ruhsal Hastalıklar kitabı. MN Medikal & Nobel, 3. baskı, Ankara.

2-      Kaplan HI, Sadock BJ, Grebb JA (1994). Synopsis of Psychiatry. Williams & Wilkins, 7th edition, Baltimore, Maryland.

, bozukluk,dissosiyatif,nedir,güncel sağlık haberleri

About The Author

Wabi

No Comments

Leave a Reply

ankara escort antalya escort ankara escort antalya escort izmir escort izmit escort konya escort gaziantep escort bodrum escort adana escort